Anasayfa


| «Önceki Haber | Son güncelleme 21 Şubat 2012 Salı 16:12 | Sonraki Haber» |
Babacan, Başbakanlık Yeni Bina'da, Birleşmiş Milletlerin Küresel Sürdürülebilirlik Raporu'nun temel çıktılarını ve önerilerini paylaşmak üzere bir basın toplantısı düzenledi. Bu yıl Rio'da "Rio+20" toplantısın gerçekleştirileceğini belirten Babacan, bu toplantının sürdürülebilirlik ve kalkınma kavramının küresel boyutta prensiplerinin benimsenmesinin, yaygınlaştırılmasının, kurumsal boyutlarının oluşturulması açısından son derece önemli olduğunu vurguladı.
Kalkınma için yeni kavramlar yeni araçlardan bahsedildiğini dile getiren Babacan, "yeşil büyüme ve yeşil ekonominin" sık sık duyulan terimlerden olduğunu ifade etti. Yeşil büyüme, yeşil ekonomi derken istihdamın ve yoksulluğun azaltılmasının da göz önünde bulundurulması gerektiğini kaydeden Babacan, bir başka önemli bir kavramın ise düşük karbonlu ekonomi olduğunu söyledi.
Babacan, tüm ekonomik faaliyetler sırasında açığa çıkan sera gazının etkisinin en az seviyede tutulabilmesinin ve yenilenebilir enerji kaynaklarının daha çok kullanılmasının önemine dikkat çekti. Sürdürülebilir üretim ve tüketim kavramlarıyla karşılaşıldığına vurgu yapan Babacan, ekonomik kalkınmayla doğal kaynakların kullanımı ve çevre kirliliği arasındaki bağlantının son derece önemli bir konu olduğunu kaydetti.
Babacan, Küresel Sürdürülebilirlik Raporu'nda 2030 yılının önemli tarihlerden biri olduğunu söyledi. 2015 yılının bin yılın kalkınma hedeflerinde artık ulaşılması gereken bir tarih olduğunu vurgulayan Babacan açıklamalarını şöyle sürdürdü:
"2000 yılında ortaya konulan, 2015 için birçok sosyal gösterge ve hedef var. Bu hedefleri her ülkenin ulaşabilmesi önemli. 2015 yılından sonraki 15 yıla raporda bakış söz konusu. 2030 yılına doğru giderken şöyle bir dünyaya bakıldığında 3 milyardan fazla insanın yoksulluk sınırında olacağını göreceğiz. Yine mevcut kalkınma modelinin sürdürülebilir olmadığını görüyoruz. Şu anda ülkeler ne yapıyorsa, yaptıklarına devam etseler, hiçbir tedbir almasalar, dünya yaşanabilir olmaktan çıkacak. Çevre felaketleri tüm dünyayı etkileyecek boyutlara ulaşacak. Dünyada yaşanacak herkes olumsuz etkilenecek."