Anasayfa


| «Önceki Haber | Son güncelleme 25 Ocak 2012 Çarşamba 15:44 | Sonraki Haber» |
Azadlıq / Qanimad Zahid
Azerbaycan hükümeti uluslararası örgütleri tanımıyor: yani onları kabul etmek istemiyor ve her defasında da bu örgütlerden söz edildiğinde herhangi devlet yetkilisi onları neredeyse "sokak çocukları" ile isimlendirerek garezde ve tarafsız olmamakta itham ediyor. İster Sınırsız Gazeteciler, ister AMNESTY İnternational (Uluslararası Af Örgütü), ister Freedom House, gerekse başkaları bizim (Azerbaycan) hükümetin nazarında düşmandır, ermeniperesttir...
Ama Fransa Senatosu'nun kabul ettiği bilinen kanun nüfuzlu uluslararası örgütleri ciddi şekilde rahatsız etmeye başladı. Genel ofisi Fransa'da bulunan "Sınırsız Gazeteciler" bu yasa bir fikir olarak ortaya atıldığında beri kendi konumunu ifade etti. Kesin olarak beyan edilen, böyle bir kanun Avrupa'da ve dünyada ifade özgürlüğüne karşı tehlikedir.
Kanunun kabul edildiği gün AMNESTY İnternational sert bir bildiri yayınlayarak Fransa hükümetinin bu girişimi ifade özgürlüğü için büyük tehlike olarak tanımladı.
Bu günlerde diğer uluslararası kurumlar da Fransa Senatosu kabul ettiği bu kanunla ilgili kampanyaya koşulacak. Bu, ermeniperestlikle itham edilen bu kurumların konumu ...
Ama Azerbaycan hükümeti halen suskun ve resmi bir görüşü ortaya koymamış durumda. Devlet başkanının ne bir açıklaması ortalıkta var, ne de bir rahatsızlığı. Sanki bu kanunun Azerbaycan'a veya Azerbaycanlılara hiçbir alakası yoktur. Bir takım gazetelerde hatta o perspektif de ışıklandırılmağa başladı ki, Fransa'da yaşayan Azerbaycan ve Türkiye vatandaşları bundan sonra "Ermeni soykırımı oldu mu" sorusuna ne cevap verecekler? Çok komik bir durum oluştu. Devlet elini kolunu sallayıp oturmalı, hatta kanun kabul edilen gün Soçi'ye gidip orada Minsk Grubu'nun Fransa'dan olan eş başkanlığına da genel bağlamda bir teşekkür ihraç etmeli, garaz tüm bu süreçten memnun gözükmeli, ama Azerbaycan vatandaşları Avrupa'nın büyük bir devletinin haczinde bulundurulmalıymış. (Tabii ki, böyle bir perspektif çok soyut ve Fransa'da da kişinin yakasından tutup "sen soykırım inkar ediyorsun?" diye şantaj yapmıyorlar). Ama Azerbaycan hükümeti ortalıkta yok.
İlham Aliyev bütün kritik zamanlarda çok önemli bir uğraşı bulabiliyor. Örneğin, Gürcü-Rus savaşı sırasında Pekin'de oturup güreşçilere temaşa etti ve savaş sona erdikten sonra Azerbaycan'a döndü. Şimdi tüm dünyanın Fransa-Türkiye uyuşmazlığı köklendiği zamanda Soçi'ye gidip orada kayak sürmeye başladı ve Senato tasarısı kabul edip bitinceye kadar kızakları ayağından çıkarmadı.
Gürcü savaşı ile işim yok. Ama bu seferki savaş doğrudan bizim menfaatimizle bağlıdır. Azerbaycan düşman olan bir devlet bize karşı hukuki-siyasi-bilgi savaşını yapıyor ve İlham Aliyev kayak süren günü de bu savaşın çok önemli savaş operasyonlarından biri baş veriyordu. Onu demek istemiyorum, Dağlık Karabağ'da gerçek savaş operasyonları başlasa İlham Aliyev'in Azerbaycan dışında herhangi çok önemli ve çok önemli protokol görüşmelerinin başlanacağı kaçınılmaz olacaktır. Sadece, bu defaki yayınmadan ciddi bir skandal yaratabilecek haberin iyi gelir.
Bazı bilgilere göre, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy Türkiye aleyhine bu yasanın kabul edilmesinden önce Güney Kafkasya'ya yaptığı ziyarette Azerbaycan'da da bu konuda bazı görüşmeler yapıldı ve İlham Aliyev'i inandırarak, "soykırım" inkâr aleyhine olan bu yasa kesinlikle Azerbaycan'ın çıkarlarına karşı hesablanmamış.
Bir anlık Sarkozy'nin Güney Kafkasya'ya yolculuğunun zamanını düşünün: Güney Kafkasya'da hiçbir olağanüstü durum yok; Sarkozy'nin önceki seferinde Rus-Gürcü savaşı gidiyordu; Ermenilerle ateşkes altında rahatsızlık yaratan hiçbir anlaşmazlık kayda geçirilememiş; Azerbaycan'la enerji projelerinin tartışma yönünde herhangi yeni madde yoktur.
Sarkozy Erivan'da Ağrı Dağı'na doğru bakarak Türkiye'ye yıl sonuna kadar zaman vermek ve Azerbaycan'da kamuoyuna açıklanmayan 2 saatlik sohbet için Güney Kafkasya'ya neden gelsin ki? Sadece, seçim öncesi propaganda-teşvik tedbiri mi? Hiç, ağlabatandırmı? Elbette, yok. Türkiye'ye doğru bakarak ona iki ay zaman veren ciddi bir devlet başkanı bu Ultimatum sonra Azerbaycan'a gelerek burada nişan-madalya dağıdırsa, demek ki burada anlaşma baştan tutuluymuş...
"Nicolas Sarkozy" soykırımı inkar "ilkesine göre İlham Aliyev gizli anlaşmaya gelmiş" haberini yalana çıkaracak hiçbir belirti ve görseniş olmadı. Azerbaycan hükümetinin bütün davranışları böyle bir gizli anlaşmanın olduğunu kanıtlıyor.