Kurultay Gazetesi Logo

Kurultay Yazarları

Çetin ÜNSALAN
22 Şubat 2012 Çarşamba

BAKAN’LARLA GÖRENLER

Size bugünkü hava durumunu veriyorum. IMF ve Dünya Bankası verilerine göre bu sabah Türkiye'nin cari açık problemine girdiği gözleniyor. Batı ekonomilerinden sert esen rüzgârlar neticesinde sıcak paranın don yaptığı ülkede, yetkililer cari açık probleminin çok büyük olduğunu duyurdular.

Kısa süre öncesine kadar çeyrekler bazındaki rekor büyümelerin motor gücü olarak hava attıran cari açık, güneşli havaların Suriye'de hapis kalması sonucu Türkiye ekonomisi üzerinde fırtına tehlikesini beraberinde getiriyor.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, cari açığın Türkiye'nin temel ve ciddi sorunlara neden olabilecek bir sıkıntısı olduğunun altını çizerken, vatandaşın batık durumu neticesinde iç tüketimin düşeceği verisine güvenerek ve muhtemelen dövizin TL karşısında değer kazanacağını bilerek “Cari açık geçen sene kısmen yapısal, kısmen de konjonktürel problemlerle gerçekten rekor bir düzeye ulaştı ve sürdürülemez bir noktada” dedi.

Ekonomiyi yönetmek yerine bakmakla yetinen Bakan Şimşek, duruma göre konuşma özelliği konusunda kendi performansını aşarken, diğer Bakan Zafer Çağlayan'ın ise bu konuda ne tip bir açıklama yapacağı merakla bekleniyor. 

Kendine bağlı kurumların atamalarından bihaber olarak, konuyu basın mensuplarından öğrenen Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın ise ‘Ben zaten bunun sorun olduğunu söylemiştim. Ama bunu dile getirenleri Başbakan felaket tellalı olarak nitelendirince bir şey diyemedim' şeklinde konuşacağı tahmin ediliyor. 

İşte bakanlarla görenlerin arasındaki fark bu… Eğer bu meseleyi ciddiye alsaydılar ve yandaşlarına değil, Türkiye için kaygı duyanlara itibar etseydiler onlar da görebilirdiler. Fakat ısrarla bizimle dalga geçmeye ve şark kurnazlığı yapmaya devam ediyorlar.

İki gün öncesine kadar cari açığı büyümenin gereği olarak gösterip, seçim öncesi etekleri tutuşanlar, doların değerinin fırlamasıyla komalık hale gelip, gevşemesiyle cesaret bulanlar işte bunlar. Her sürece göre ayrı bir cari açık analizi yapıyorlar. 

Rekor cari açık kamuoyuna duyurulunca enerji ithalatı faktörüne atıfta bulunup, cari açıkla mücadele için cep telefonu tüketiminin kontrol altına alınmasını çare olarak gösterebiliyorlar. Özetle bütün Türkiye ile dalga geçiyorlar.

O zaman ben de yazımı kaleme alırken, bu tarz bir üslup kullanılır ve ‘dalga öyle geçilmez, böyle geçilir' derim. Tüketim daralması yaşanacağı, ihracattaki zorlanmaya paralel üretim odaklı ithalatın darbe yiyeceği öngörüsünün oluşması gibi unsurlar öne çıkınca cari açıkta sanal bir gerileme olacağına güvenenler, iki gün sonra ‘işte mücadelemizin sonucu' diyebilmek için şimdi vitrine çıkıyorlar.

Oysa ortada ne bir mücadele var, ne de kalıcı çözüme yönelik bir politika… Halen sandıktan çıkacak üç beş oya tahvil edilecek ucuz kahramanlık peşinde koşuyorlar. Yazık; çok yazık… Ama size değil, bu memlekete yazık oluyor.



Bu Köşe yazısını paylaş
Add to Google Add to Google